VT Accounting - шаблон joomla Новости
  •  info@berrinorhan.av.tr
  •  0212 425 22 22

Ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen mahkemeye ceza muhakemesi kanunu denir. Ceza davaları da bir kimsenin fiilinin suç olduğu şüphesini üzerine başlayan ve bu şüphenin sona ermesine kadar devam eden yargısal sürece denir. Ceza davaları 3 temel şekilde faaliyet gösterir.

1. Tez (iddia) 2. Antitez(savunma) 3.Sentez(yargılama) Savcı tezi ortaya atar, mesela, “(A) şahsı hırsızlık yapmıştır”(iddia) böylece yargılama faaliyeti yani ceza davası başlar. Bundan sonra zanlı veya vekili olan ceza davası avukatı antitez yani savunma ileri sürer. Hakim de tezi yani iddianameyi okur, antitezi değerlendirerek özgür iradesiyle adil bir karara varır ve senteze ulaşır.

Ceza Davalarına bakan mahkemeler;

Asliye Ceza Mahkemeleri : En hafif cezaları gerektiren suçları işleyenleri yargılarlar ve kanunda gösterilen diğer işleri yaparlar. Bu mahkemelerde tek yargıç bulunur. Savcı bulunmaz.

Ağır Ceza Mahkemeleri: Ölüm, ağır hapis ve 10 seneden fazla hapis cezasını gerektiren suçları işleyenleri yargılarlar. Birisi başkan ikisi üye olmak üzere 3 yargıç bulunur. Asliye Mahkemelerinde

olduğu gibi Ağır Ceza Mahkemelerinde kamu oyu adına davacı olarak savcı bulunur.

Yargıtay’ın Ceza Daireleri’nde doğrudan doğruya veya tarafların isteği üzerine yukarıda sayılan mahkemelerin verdiği kararlar yeniden gözden geçirilerek kanunlara uygunlukları araştırılır.

 

Ceza Davaları

Bundan sonra da ceza yargılamasının en önemli aşaması olan duruşma devresi başlar. Taraflar mahkemeye davet edilir, yargılama yapılır ve nihayetinde son karar devresine geçilir. Duruşma devresinde sanığa son bir söz verilir ve mahkeme bir karara varır. Karar sonrası kanun yolları aşamaları başlar. Mahkemenin verdiği karara karşı üst mahkemeye başvurulmazsa karar kesin hüküm halini alır. Başvuru yapılırsa, karar istinaf ve temyiz aşamalarından sonra kesinleşir. Kararın

kesinleşmesiyle kovuşturma safhası tamamlanmış olur. Bundan sonraki kısım infaz hukukunu ilgilendirir. İnfaz hukuku cezanın hangi tür cezaevinde, nasıl çektireleceği, şartlıtahliye gibi hususlarla ilgilenir. Teknik olarak ceza mahkemesi hükmün kesinleşmesiyle sona erer.

Asliye Hukuk, Sulh Ceza ve Ceza Davalarıyla ilgili destek almak için iletişim bölümünü kullanabilirsiniz.

Türk ceza muhakemesinde delil serbestliği ilkesi geçerlidir. Yani, ceza davalarında sanık ya da şikâyet eden her türlü maddi delili ileri sürebilir. Soruşturma safhasında ;Cumhuriyet savcısından, yargılama safhasına Ceza mahkemesinden istediği delillerin araştırılmasını tespit edilmesini isteyebilir.Ceza davalarında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi geçerlidir. Yani bir eylemin ya da eylemsizliğin suça konu olabilmesi için öncelikle ceza kanunda ya da diğer yasalarda düzenlenmiş olması şarttır. Suça konu fiil bir eylem ya da eylemi yapmama fiilidir. Fiili eylemler,yasalar ile yasaklanan bir eylemin yapılması. Eylemsizlik hali ise yasalarla yapılması zorunlu eylemin yapılmaması şeklindedir. Bir eylemin suça konu olabilmesi için yani cezai yaptırıma konu olabilmesi için kanunilik ilkesi gereği ;kanunlarda düzenlenen unsurları da taşıması gerekir.Ceza avukatı, öncelikle vakıanın suça konu olup olmadığını tespit etmelidir. Ceza avukatı, eylem ile ilgili tüm yasal düzenlemeler incelenmelidir. Ceza avukatı, suçun unsurları tespit etmelidir.

Ceza avukatı, sanığın eyleminin ne aşamada olduğunu fiili tamamlayıp tamamlamadığını tespit etmelidir.Ceza avukatı, sanığın eylemi hangi saiklerle yaptığını tespit etmelidir.Avukat, sanığın suça konu eyleminin hangi şartlarda oluştuğunu tespit etmelidir.Avukat sanığın eylemi ile suça konu olay arasında nedensellik bağının olup olmadığını tespit etmelidir. ;Özellikle suçtan zarar gören varsa bu zarar ile sanığın eylemi arasında nedensellik ilişkisi mevcut mu? Sitemizde suç türüne göre tasnif edilen ayrıntılı bilgi verilmiştir. Suçun unsurlarını ayrıntılı şekilde en iyi ceza avukatı belirleyebilir. Sizin haklarınızı en iyi avukat savunur . Bu sitede bulunan bilgiler bilgi verme amaçlı olup biliyor olmanız savunmanızı yapabileceğiniz anlamına gelmez. Sizi en iyi ceza avukatı savunur.Bilişim suçları ile ilgili makalemize ve Tasnif edilen ve suçun unsurları işleniş biçimleri anlatılan bölümler; bir insanın kasden öldürülmesi suçu, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, cinsel taciz suçu, çocukların cinsel istismarı suçu, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, taksirle adam öldürme suçu, tehdit suçu, karşılıksız yararlanma suçu, taksirle yaralama suçu, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, parada sahtecilik suçu, şantaj suçu, uyuşturucu kullanmak suçu, güveni kötüye kullanma suçu, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçu, nitelikli dolandırıcılık, kasten yaralama suçu, kasten ihmali davranışla bir insanın öldürülmesi suçu, dolandırıcılık suçu, görevi kötüye kullanmak suçu, hürriyeti tahdit suçu gibi suçlarla ilgili çalışmalarımıza yukarıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi

Suç ve bunun karşılığı olan cezanın ancak kanun ile belirlenmesidir. Bu temel ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlak ifadelerle suç tanımlanamaz

Kanunilik ilkesinin gerektirdiği bir başka şart da, aleyhe olan kanunun geçmişe yürüyemeyeceğidir. Yani, işlendiği sırada suç olmayan bir fiilden dolayı, sonradan fiilin suç olarak düzenlenmesi nedeniyle kimse cezalandırılamaz Gene kanunilik ilkesinin getirdiği bir başka koşul da failin kıyas yasağıdır. Hukuk biliminde kıyas, kanunda boşluk bulunması halinde bu boşluğun en benzer hukuk kuralı bulunarak doldurulmasını ifade eder. Ceza hukukunda kıyas, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrasında “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.” şeklinde belirtildiği üzere uygulanamaz

2. Suçta ve cezada kusur ilkesi

Ceza hukuku anlamında kusur, bir fiilin isnat yeteneği mevcut bir kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. Yani, failin cezalandırılabilmesi için fiili bilerek ve isteyerek yapmış olması gerekir. Bu ilkeden de ancak fiili bizzat işlemiş failin cezalandırılabileceği ilkesi türetilmiştir. Bu ilke de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır:

“Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”

Suçun unsurları

Bir fiilin cezalandırılacak bir suç teşkil etmesi için belli unsurların mevcut olması gerekir. Suçu oluşturan temel unsurlar, kanuni unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsurdur.

1. Kanuni unsur (tipiklik) Kanuni unsur, işlenmiş bulunan bir fiilin ceza kanununda düzenlenen suç tanımına birebir uygun olmasıdır. Bu unsura tipiklik adı da verilmektedir. Örneğin, hırsızlık suçunun gerçekleşmesi için failin “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alması” gerekir. Kanunda tanımlanan bu unsurlardan biri yoksa mesela alınan malın zilyedinin rızası varsa, hırsızlık suçunun kanuni unsuru oluşmaz.

2. Maddi unsur (hareket/fiil)

Suçun meydana gelebilmesi için failin bir fiil işlemesi gerekir. Fiilden kasıt, insanın kendi iradesiyle dış dünyayı değiştiren bir iş ortaya çıkarmasıdır. Mesela refleks hareketleri veya epilepsi hastasının bilincini kaybettiğinde gerçekleştirdiği hareketler fiil unsuru taşımaz.

3. Hukuka aykırılık unsuru[

İşlenen fiil hukuk düzeniyle uyuşmazlık içindeyse hukuka aykırılık unsuru tamamlanır. İlke olarak kanuni unsuru gerçekleştiren bir hareket hukuka aykırıdır. Ancak, ceza hukuku hukuka aykırılığa bir takım istisnalar getirerek, kanuni unsuru tamamlayan bazı fiillerin hukuka uygun olacağını belirlemiştir, bunların başlıcaları şunlardır:

• Kanunun hükmü ve amirin emri (TCK m. 24/1)

• Meşru savunma (TCK m. 25)

• Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (TCK m. 26)

• Cebir, şiddet, korkutma ve tehdit altında işlenen suçlar (TCK m. 28)

• Zorunluluk (ıztırar) hali 2005 yılında TCK’da hukuka uygunluk nedeni olmaktan çıkarıldı.

4. Manevi unsur

Suçu gerçekleştiren son unsur kanuni tipikliği mevcut hukuka aykırı fiilin isnat yeteneği var olan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Bu unsur aynı zamanda, ceza hukukunun evrensel ilkelerinden biri olan kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesinin suçu oluşturan unsurlara yansımasıdır. Bir eylem yukarıda belirtilen tüm unsurları taşısa bile, kişinin kastı yoksa manevi unsur yokluğu nedeniyle kişinin eylemi cezayı gerektirmeyebilir Taksir sonucu işlenmiş fiillerden dolayı öngörülen cezalar bunun dışındadır.